Bebeğim, neremde saklayım seni ... - Sus, kimseler duymasın. duymasın ölürüm ha. Aydım yarı gecede, yeşil bir yağmur sonra... Yağıyor yeşil. En uzak, o adsız ve kimselersiz, o yitik yıldızda duyuyor musun? Rüya, bütün çektiğimiz. Rüya kahrım, rüya zindan. Nasıl da yılları buldu, bir mısra dolu maceram... Bilmezler nasıl aradık birbirimizi, bilmezler nasıl sevdik, iki yitik hasret, iki parça can.
Bu blogdaki popüler yayınlar
İsmini gugılda görmek
Taa 17 yaşımdayken gugıl'da çıkmıştım. Neydi öyle, inanılmaz süper bir şeydi! Ananem dedem kim varsa gugıl'ı pek bilmeyen, anlatmıştım böyleyken böyle ve bu şahane. Ben artık resmen ünlüydüm. Az evvel de bloğumun ismini, bilindiği üzere " Aklıma Taktıklarım "ı arattım. Gugıl Bey şöyle lütfediyor: Bunu mu demek istediniz? aklıma baktıklarım Hayır çikolatam, onu demek istemedim. Zaten şimdilerde gugıl'a çıkmayan yok. Eskiden her şey daha heyecanlıydı di mi?
Arka kapı
Bugün yolda birçok "ölü" gördüm; kemikleri kırılmış, derileri ters dönmüş, kepaze cesetler... Kimse onları umursamıyor, bende bıraktıkları tat, başkasının dişleri gibi ağzımda yuvarlanıyor. Biri çimenliğe atılmış, biri yolun ortasında. Ölüm yetmezmiş gibi şimdi de cansızlık, hızla dönen tekerleklerin gazabına uğruyor.
Yorumlar